Günümüzde  bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanım ve üretiminin artmaya başlamasıyla bu teknolojilerin eğitim alanları üzerindeki etkisi de değişmektedir.

Bu yeni teknolojiye uyum sağlamak ve eğitime uyarlamak bu yüzyılda zorunluluk haline gelmektedir. 

Günümüzün çocukları için bilgi ilgi çekici olmalıdır. Özellikle bilginin teknolojiyle birlikte hızlı aktığı bu çağda çocukların ilgi ve dikkatleri çok çabuk dağılmaktadır.

Sınıf ortamında öğretmenin dersi baştan sonra anlatması, not yazdırması ve sonrasında sayfalar dolusu ödevler vermesi başarılı bir sistem olarak iş görmemektedir. Çünkü çocukların edilgen yani bilgiyi sadece alan konumunda olması öğretimi pasifleştirmektedir. 

“Yapılandırmacı” eğitim sisteminde öğrencilerin bilgileri yapılandırması, inşa etmesi ve aktif olarak problem çözme odaklı olması gerekiyor. Edindiği bilgiyi, yorumlama ve analiz edebilme başka problemlere uyarlayabilme yeteneğini kazanabilmesi gerekmektedir. 

Halihazırda eğitim alanlarında kullanılan teknolojilerin öğretmenler tarafından etkin olarak kullanılmamasının sonucu olarak bir çok yeni eğitim modelleri ortaya çıkmaktadır. 

Bunlardan birisi de Ters Yüz Edilmiş Sınıflar ya da Ters Yüz Eğitim diye adlandırabileceğimiz eğitim modeli. 

Bu eğitim modeli sınıf dışında da bir öğrenme alanı oluşturmayı amaçlamaktadır. Öğretimin sınıf dışında başlaması, öğrencilerin araştırma, işbirlikli öğrenme ve merak duygusunu geliştirmektedir. Ayrıca öğrenci edindiği bilgileri sınıf ortamına taşıyarak eksik kalmış ve merak edilen konuları derinleştirme imkanı bulabilmektedir. 

Ters Yüz Edilmiş Sınıf ortamında öğrenme ortamı şu şekilde tasarlanmaktadır:

  1. Öğrenilmesi gereken konuların bilgi ve uygulama basamakları öğretmen hazır içerik olarak (video kaydı, ppt sunumu, dökümanlar vs.) öğrenciye sunar.
  2. Öğrenci bu içerikleri istediği zaman ve kendi hızında öğrenir. İstediği gibi notlarını alır. Aklına takılan soruları da öğretmenine sormak için not eder.
  3. Konuyla ilgili ön bilgiye sahip olan öğrenci, sınıf ortamında öğrendiklerini ve öğrenemediklerini öğretmeniyle paylaşır. 
  4. Öğrencilerin sorularına göre öğretmen konunun anlaşılırlığını tespit edip ona göre bir öğrenme ortamı yaratır. Konuların pekişmesine yönelik etkinlikler yapılır. Bu aşamada öğrencilerden gruplar oluşturarak birbirleriyle tartışma imkanı sağlayabilir. Eksik öğrenmeleri giderir. 

Bu şekilde tasarlanmış sınıflarda öğrenciler işlenecek konuyla ilgili ön bilgiye sahip olarak gelmektedir. Böylelikle öğrenme konusunda aktiftir ve birebir öğrenme olanağına sahiptir. Ev, çocuklar için bir öğrenme ortamıdır. Böylelikle veliler de öğrenme sürecine dahil olmaktadır.

Bu modelin öğrenciler için sağlayacağı yararları şöyle sıralayabilir:

  1. Öğrenciler teorik ve temel bilgileri sınıf ortamında aldıklarında ya da direkt olarak öğretmen yazdırdığında ilgi çekici ve faydalı olmaktan çıkıyor ve tam öğrenme gerçekleşmiyor. Ters Yüz Eğitimde kullanılan videolar, konuyla ilgili makale ve dökümanlar çocukların ilgisine göre hazırlanır.
  2. Öğrenciler bu videoları ve ders dökümanlarını istediği gün ve saatte izleyip okuyabilir. Öğrenciler için bu özgürlük muhteşem bir şeydir. Dikkatini ve ilgisini ne zaman derslere ayıracağını kendisi belirler.
  3. Anlayamadığı yerlerde tekrar bu videoları izleyebilir. Başka kaynaklardan da araştırma imkanı bulur. 
  4. Hasta veya o gün okula gelemeyen öğrenciler kaçırdıkları dersleri istediği zaman ulaşabilme imkanı bulur.
  5. Öğrenci ön öğrenmeleri tamamlamış olarak derse geldiğinde sınıfta kendini daha özgüvenli hisseder ve aktif bir şekilde derse katılır. Sınıfta yapılan etkinliklere büyük bir keyifle katılır. Öğrenme ortamından keyif alır.
  6. Öğrenmen ve arkadaşlarıyla işbirlikli olarak ön bilgilerin üzerine yeni ve kalıcı bilgileri inşa eder ve değerlendirmeye katılır.
  7. Öğrenciler bu sistemle, kendi öğrenme hızlarını, öğrenme ortamlarını kendileri hazırlayarak aslında nasıl öğrendiklerini de öğrenmiş oluyor. 
  8. Ayrıca teknolojiyle iç içe bir öğrenme ortamı olduğu için de mutlu olabileceklerini söyleyebiliriz. 
  9. Aileler çocuklarının öğrenmelerini takip edebilir ve onlara daha fazla yardımcı olabilirler.

Öğretmenler açısından incelersek;

  1. Konuyu  anlatma ve  sürekli tekrar etme için harcadığı zamandan tasarruf eder
  2. Öğrencileriyle birebir ve grup olarak daha aktif bir şekilde etkinlikler düzenleyebilir
  3. Sınıfta sadece konu anlatan konumunda değil rehberlik eden konumuna gelir
  4. Sınıf yönetiminde öğrenci davranışlarıyla ilgili ortaya çıkan sorunlar büyük ölçüde azalır
  5. Öğrenciler konuyla ilgili ön bilgiye sahip olarak geldikleri için onların anlamadığı yerler de onlara daha fazla yardımcı olabilir

Elbette her şeyde olduğu gibi bu eğitim modelinde de dezavantajlar olabilir. Örneğin öğrencilerin videoları izleyip izlemediğini kontrol etmek zor olabilir. Ön öğrenmeyle ilgili bilgileri edinmeden sınıf ortamın gelmiş olabilir. Bunu denetlemek oldukça zor.

Bir de öğrencilerin bu videoları nerede ve nasıl izleyececekleri sorunu var. Ülkemizde her öğrencinin evinde bilgisayar ve internet olmadığını düşünürsek bunu her yerde uygulamak oldukça zor. Evinde bilgisayarı olmayan çocuklar için okul kütüphanesi ya da bilgisayar laboratuvarlarını okul sonrasında belli bir saate kadar açık tutmak ve ders içeriklerini izleme fırsatı vermek gerekir. 

İçinde bulunduğumuz çağ bize teknolojiyle iç içe bir yaşamı zorunlu kılmaktadır. Telefon tablet ve bilgisayar gibi araçları hayatımızdan çıkarmamız şu an için pek mümkün değil. Çocukları onlardan uzaklaştırmak da çare değil. Bu araçları elimizden geldiğince bizim yönetebilmemiz gerekmektedir. Yeni teknolojileri eğitim ve öğretim alanında doğru kullanmayı başarırsak çocukları da kazanmış olacağız.